Doğum Öncesi ve Bebeklerimle İlk 30 Gün

Yılda sadece 12 kez hamile kalma şansınız olduğunu düşününce aslında bazıları için bebek sahibi olmak gerçekten çok güç... Evlendikten 2 yıl sonra bebek sahibi olmaya karar vermiştik fakat işler bizim planladığımız gibi gitmedi.

2,5 yıl süre ile bebeklerimize sahip olmak için uzun bir mikro enjeksiyon yolculuğuna çıktık. Bu sürede planladığım hiçbirşeyin istediğim gibi olmaması konusunda büyük hayal kırıklıkları ve olumsuz deneyimler  yaşadık. Bebeklerime hiç sahip olamayacağım korkusunu hiç atamadım üstümden. En sonunda hayatın benim planladığım gibi gidemeyeceğini kabul etmiştim ki hamile olduğumu öğrendim....

 

Evet bebeklerim gelmişti....

 

Hayatımızın en mutlu 15 günü bebeklerimizin doğumu ile yaşadık. Çok uzun uğraşlar sonunda Tanrı bize hediyelerimizi vermişti.

 

Sarp’ın ikiz kardeşi henüz dünyaya gelmeden zorluklar yaşadı. Anne karnında büyümesi 7. ayda durduğundan çok küçük doğmuştu. 1.410 gr kadar... Sarp tıpkı şeftali gibi üzerinde minik tüyleri olan ve yeni doğmuş tüm bebeklere taş çıkartırcasına güzel bir bebekti. Sapsarı saçları ve çekik masmavi gözleri ile ondan gözümüzü alamıyorduk...

 

Kısa küvez macerası sonrası sonunda evimize gelmiştik. Ev içinde karmakarışık bir hengame vardı. İki saatte beslenmesi gereken iki bebek, sütlerini içirmeye çalışan acemi bir anne, işsiz bir baba, anneanne, babaanne...

Bitmek bilmeyen bu telaş içinde işsiz bir baba çok işimize yaramıştı. Anne hiç uyumadan geçirdiği tüm güne rağmen süt üretimi konusunda elinden geleni yapıyor, lohusalıktan bir haber yaşıyor, baba uykusuzlıktan kızarmış gözlerine rağmen güzel bebeklerinin birini alıp birini bırakıyordu. Anneannenin duaları nihayet kabul olmuştu, dünyanın en mutlu evi bizim evimiz....

 

Bebeklerin rutin yenidoğan kontrolleri devam ederken henüz 2. haftaya gelmişken Sarp garip bir şekilde hiç uyumamaya başladı. Sürekli güzel uykusundan onu uyandıran birşeyler vardı. Çok kısa zaman içinde vücudunu yay gibi geriye doğru kasarak, kafasını geriye atıyor ve günün 22 saatini ağlayarak geçiriyordu. Uyanık olduğu tüm sürelerde ağlıyor ve vücudunu kaskatı yapıyordu. Etraftakiler Sarp’ın erken yürüyüp taş gibi bir delikanlı olacağını söyleyedursun anne ve baba çoktan doktor yollarını tutmaya başladı. Sarp’ı mümkün oldukça çok doktora götürüyorduk haftanın hemen hemen 4 gününü doktorlarda geçiriyor, reflü, dışkılayamama, gaz sancısı teşhisleri ile tatmin olamayarak eve dönüyorduk. Çünkü ilk kusmalar başlamıştı. Artık 30 günlük olmuştu ve hala gaz sancısı (!) son bulmamıştı. Bunun yanında sırtında garip morluklar oluşmaya başlamıştı. Hemen Sarp’ı özel bir hastaneye götürmeye karar verdik. Özel hastanenin birisinden aldığımız yanıt bu morlukların menenjit hastalığı ile uyumlu olduğu yönünde idi, bu nedenle aklımıza nöroloğa gitmeyi koyduk...

 

Sarp’ın küvezde kaldığı süre içinde yere düşürülmüş olabileceği aklımıza gelmişti, çünkü vücudunu ve kafasını arkaya doğru kasıp hiç düzelmiyor, oturtmak, veya üstünü giydirirken bacaklarını bükmek dahi mümkün olmuyordu. Üstelik sırtında morluklar vardı.

Çocuk cerrahlarından sonuç alamayacağımızı anladığımızda adresimiz Pediatrik Nöroloji idi. Pamuk Prens henüz 30 günlük bile değilken doktorun yanına girmek için uzun süre beklemiştik. Sonunda odadaydık....

Doktorun ağzından çıkan o sözlerle muayene odası birden kapkaranlık oldu, kulaklarımıza inanamadık, çılgına döndük. Sarp nöbet geçiriyordu...Bu imkansızdı, doktor yanılıyordu, belki daha sonraki zamanlarda farklı sözler duyabilmek için Ankara’nın tüm Nörologlarını ziyaret edeceğimizden birhaberdik.

 

Hiç bu kadar yüksek bir sesle ağladığımı, haykırıdığımı hatırlamıyorum. Oysa o anda, doktorumuzu beklerken düşündüğüm tek şey, aynı sırada bekleşip duran bu insanlar arasında ne işimiz olduğuydu, o kadar uzaktan geliyorlardı ki, o kadar farklı ve bizden olmayan....

Odadan çıktığımızda ise artık bu insanlarla bir arada olmaya alışmamız gerektiğini düşünmeyi öğrenmek zorunda idik. Farkında olmadan özürlü bir çocuk sahibi olmanın ilk adımını atmıştık bile...

 

 

Doktor ilk bakışta Sarp’ın nöbet geçirdiğini söylüyordu. Eşim ve ben beynimizden vurulmuşa döndük. Nöbet ne demek, sağlıklı anne babadan doğan bir bebek neden nöbet geçirsin, burada bir yanlışlık var gibi haykırışların ardından ağlama krizleri başladı. Hastanede yerlere oturan ağlamakatn kendinden geçen insanları çok görmemiştim, bunların sadece filmlerde olduğunu düşünürdüm....

Doktor hemen tomografi, ve sırtı için ultrason istemişti, kan, idrar örnekleri alındı. Bunların hemen sonucunun çıkmasını istiyorduk. Kanı bir hastaneye idrarı başka bir hastane derken hastane yolculuğumuz başlamıştı... Hemen ardından göz ve kulak muayenesi istendi.

 

Önce tomografi sonucunu 1 gün bekledik. O gece hayatımın en uzun gecesi sanmıştım. Yanıldığımızı daha sonra anladık, çünkü daha uzun geceler bizi bekliyordu.

 

O gece, ailemiz tüm fertleriyle evdeydi. Ağabeyim yine her zaman ki gibi görevdeydi ve beni sürekli telkin etmeye çalışıyordu. Unutmadığım tek şey tomografi dönüşü Sarp’ı anneme verip, “Alın bunu anne” deyişimdi”. Ve yatağıma uzanıp “Annelikten istifa etmek istiyorum” deyişimdi. Ağabeyim “Hayır, yapmazsın” diyordu, bense sadece uyuyup uzaklaşmak istiyordum herşeyden....

 

Nihayet sabah oldu ve hastaneyi aradık. Tomografi ve tahlil sonuçları temizdi. Çok sevindik. Hemen EEG çektirmemiz gerektiği söylendi. Daha EEG’nin ne olduğunu bile bilmiyorduk. Artık tıbbi terimler hakkında PC’nin başında daha uzun zaman geçirmem gerektiğini anlamaya başlamıştım.

Sarp’ı hemen hastaneye EEG çektirmeye götürdük. Sarp’ın küçük kafasına vazeline benzeyen bir ilaç parçası sürüp herbir parçanın üstüne de elektrotlar yerleştirdikçe yerleştiriyorlardı. Bu arada teskin edici bir şurup vererek sakinleşmesini sağlıyorlardı. Yavruma öyle üzülerek bakıyorduk ki, babası bir yandan ben bir yandan sürekli ağlamamak için kendimizi tutmaya çalışıyorduk. Nihayet EEG çekildi. Sonuç için yine bir gün daha beklemek gerekiyordu. Zor bir geceni ardından sabahın erken saatlerinden itibaren doktoru arayıp bunaltmaya başladık.

 

Bu arada evde olduğum tüm sürelerde sürekli diğer oğluma süt vermeye çalışıyordum ve artan tüm sütleri pompa ile çekip dolaba koyuyordum ki, bebeklerim biz hastanede iken içebilsinler.


0 1 2
11 Kuvezden Çıkışı
12 Konsolos Oksijeni Sevdi, halen kuvezde
16 Henüz 15 günlükken Pamuk Prens
Sarp'ın Günlüğü
Canavan Duyuyor musun bizi?: “Umut Etmekten Hiç Vazgeçmeyeceğiz” 11.12.2013
Annenin Teşekkür Mesajı-Words of Gratitude from Mom 22.05.2012
Sarp'ın ve Güzel Kardeşlerinin Ağzından "BİLİYORUM Kİ FARKLI" 19.10.2011
Canavan’lı Bir Çocuğun Odasında Neler Var? - About The Room of A Child wit... 3.07.2011
Annemin Öğrettikleri-Things I learnt from Mom 26.11.2010
Tekerlekli Sandalyeye giden yol 1.11.2010
Canavan'la Birlikte Gelen Ameliyat Zinciri - Operation Chain Accompanying ... 23.10.2009
İkiz Annelik Deneyleri! 23.09.2009
Canavan’lı Yaşama Ayak Uydurmak (Nihayet Gözleri Görmeye Başladı!)- Yeah H... 30.06.2009
Canavan’lı Yaşama Ayak Uydurmak - Yutma Fonksiyonu Kaybı - Keeping Up With... 29.06.2009
Gözünüz Aydın Teşhisiniz CANAVAN - Congratulations Your Son is CANAVAN 12.06.2009
Teşhise Kadar Geçirilen 8 Akciğer Enfeksiyonu Daha - 8 More Pneumonia 10.05.2009
HOLLANDA’YA HOŞGELDİNİZ-Welcome to Holland! 29.04.2009
2. Akciğer enfeksiyonu – Başbelası Pnömoni- Second Pneumonia 8.02.2009
Pamuk Prens İlk Ameliyatını Oluyor 2.01.2009
İlk Yanlış Teşhis 30.12.2008
Fizyoterapi Yolculuğu- PT Advanture 22.12.2008
Zor Günler Bizi Bekliyor (2. Ay)- Difficult Days are Waiting For Us 21.12.2008
Doğum Öncesi ve Bebeklerimle İlk 30 Gün 20.12.2008
Sarp'a dair
tüm hakları saklıdır © 2010
Anasayfa | Giriş Sayfam Yap | Favorilerime Ekle | e-mail | İletişim
powered by .NET
web tasarım duygu bilişim